Dört Mevsim Dedeağaç, Yunanistan

Dedeağaç yani Büyük İskender’in adından da Yunanca adını Alexandroupolis olarak alan bu güzel sahil kasabası aslında ülkemiz sınırlarına çok yakın bulunuyor. Geçtiğimiz yıl yeni yıla başka bir şehirde girmek istedim ve en uygun fiyatlı seçenek olan Dedeağaç’ı tercih ettim. Biz dört kişi ulaşımımızı giderken araba ile dönerken otobüs ile sağladık.

Dilerseniz Kamil Koç ve Ulusoy’un Dedeağaç seferleri mevcut. Ulusoy’u hiç tavsiye etmiyorum, dönüşte külüstür otobüslere sahip bir Yunan firması ile anlaşmış. Hayatımda yaptığım en kötü yolculuğu yaptım. Otobüsle gidecekseniz Kamil Koç’tan şaşmayın 🙂 Yoksa benim gibi boynunuz tutularak, tüm kemikleriniz ağrıyarak İstanbul’a varırsınız… İstanbul’dan Dedeağaç arası araba ile yaklaşık 3-4 saat civarı sürüyor.

Biz 30 Aralık akşamı Dedeağaç’a doğru yola çıktığımızda İstanbul’da hava günlük güneşlikti. Edirne’ye doğru gelmeye görelim! 🙂 Kar fırtınasının ortasında kaldık. Kar fırtınası derken görüş mesafesinin sıfıra indiği, bazı araçların yolda kaldığı gerçek bir kar fırtınasından bahsediyorum. Şu kadar söyleyeyim mola verdiğimiz yerde muslukta sarkıtlar vardı ve yerler tamamen buz olmuştu 🙂 Tabii bu dediğim hava şartları İpsala Sınır Kapısı’na geldiğimizde son buldu. Yunanistan’a giriş yaptığımızda kar’ın k’si yoktu. Ta ki 31 Aralık sabahına bembeyaz bir Dedeağaç’ta uyanana kadar! 🙂 Yeni yıla karlar altında girmek gerçekten çok tatlı oldu.

Nerede konakladın derseniz Dedeağaç’ın en ünlü (hatta tek ana caddesi olan) caddesinde Hera Hotel’de kaldık. Geceliğine kişi başı 80 lira vermiştik fakat Euro kuru daha düşüktü. Şu anda baktığımda (24.10.27) 120 TL gözüküyor. Rezervasyon yapmak için: https://www.booking.com/hotel/gr/hera-alexandroupoli.tr.html

Öneri 1: Dedeağaç’a noel dönemi gittiyseniz mutlaka noel pazarına uğrayın! Biz çocuklar kadar şen bir şekilde bir sürü oyun oynadık, kızakla kaydık, atlıkarıncaya bindik. Sıcak şarap, sıcak çikolata içtik. Ayrıca dilerseniz buz pateni de yapabilirsiniz 🙂

Öneri 2: Tam bir Yunan akşamı geçirmek isterseniz canlı müzik programı olan Nisiokito Taverna’yı tavsiye ederim. Hem yemekleri, mezeleri çok lezzetli, hem de eğlence garantili! Biz yılbaşı programına katılmıştık ve o akşam ateşim olduğu halde çok keyif aldım! 🙂 Rezervasyon yaptırmak için tıklayabilirsiniz.

Öneri 3: Kahve içmek ya da bitki çayınızı yudumlamak için sakin ve tatlı bir yer arıyorsanız tesadüfen keşfettiğimiz Kafka Cafe&Bookstore’a gidin. Tabelasından anlamamıştım adının Kafka olduğunu, sonra orada otururken Foursquare sayesinde öğrendim 🙂 Meğersem Dedeağaç’taki en sevdiğim kafe, en sevdiğim yazarın adını taşıyormuş! Kitabınızı ya da en yakın arkadaşınızı alıp oturmalık, muhabbetlik bir kafe.

1.Dedeağaç Deniz Feneri

Dedeağaç’ın kordonu diyebileceğimiz sahil tarafındaki caddesinde Dedeağaç Deniz Feneri bulunuyor. Bu fener adeta şehrin sembolü haline gelmiş. Dedeağaç’a dair hemen hemen tüm magnetlerde bu deniz feneri bulunuyor 🙂

 

Öneri 4: Dedeağaç’ta gerçek İtalyan pizzası yemek isterseniz Deniz Feneri’nin bulunduğu kordonda Roma pizzacısı bulunuyor. Pizzayı yemeye başladığımda kendimi bir an İtalya’da hissettim gerçekten, o kadar lezzetliydi ki! Deniz mahsülü yemekten sıkılanlar için birebir çözüm 🙂

2.Makri Köyü

Makri Köyü Dedeağaç’a yaklaşık 10 km mesafe uzaklıkta bir balıkçı köyü. Bizans kalıntılarının üstüne kurulduğu söylenen bu tatlı köyde ben herkesin aksine balıkçıya değil tatlı mı tatlı sahipleri olan Mavi Boncuk isimli Türk restoranına gittim. Mavi Boncuk’un sahibi Yunanistanlı Türk çift o kadar tatlılardı ki! Hayatımda yediğim en güzel etlerden birini yedim. Oğlak çevirme 🙂 Sonrasında ikram ettikleri kestanelerimiz de akşama iyice tat kattı.

Bu arada Makri’deki plajların çok güzel olduğunu duydum, kışın ortasında gittiğimiz için deneyimleyemedik ama aklım kaldı 🙂 En çok önerilen ve benim arkadaşlarımın da deneyimlediği plaj ise Ammo Ammo Beach&Restaurant. İnanılmaz bir gün batımı manzarası olduğu söyleniyor. Ve tabi ki ülkemizdeki plajların aksine plajlara giriş ücreti, şezlong ücreti yok, herkes yediğini içtiğini öder 🙂

3.Vistonida Gölü

Kaynak: wikipedia

Yunanistan’ın ikinci en büyük gölü olan Vistonida Gölü, Dedeağaç’a çok yakın bir mesafede Gümülcine yolu üzerinde bulunuyor. Fotoğraf çekmeye ilginiz varsa hem muhteşem yansımalara sahip bu göl manzarasını, hem üzerindeki iki kiliseyi hem de değişik kuş türlerini burada fotoğraflayabilirsiniz 🙂 Gölün üzerindeki Agios Nikolaos Kilisesi ahşap bir köprü ile Virgin Mary Pantanassa Ortodoks Kilisesi’ne bağlanıyor. Sazlar, ahşap köprü ve kiliseler derken gerçekten ortada izlemesi keyifli bir manzara var 🙂

Komşuda yeni yıla keyifli bir şekilde girdim! Bana uğurlu geldiği de kesin 🙂 Bakalım komşuya bir sonraki seyahatim nereye olacak? Leylekleriniz hep havada olsun.

Bir Cevap Yazın