İtalya Başka, Floransa Bambaşka

Ne demiş şair: “Tüm galaksi sizin olabilir; eğer İtalya benim olacaksa.”

Zaman makinasının icat edilmediğini düşünüyorsanız gelin sizi Floransa’ya alayım 🙂 Floransa’da zaman durur, adeta ilerlemez. Rönesans dönemini yüzyıllar sonra bile buram buram hissedersiniz.

Günlerden bir gün yine caaanım Pegasus Havayolları’nın Uç Uç Günleri indirimi bildirimi gelmiş, bizim gözler dönmüş, nereye gitsek diye düşünüyoruz. Roma’ya da yaz başında gitmişiz ama İtalya’nın tadı damağımızda kalmış. Gitmek istediğimiz o kadar çok şehri var ki birinden başlamak gerek. Öyleyse Rönesans’ı sonuna kadar hissedeceğimiz bir şehre gitmeli: Floransa. Floransa’ya direk uçuş bulunmuyor. Bu sebeple biz uçak biletimizi Bolonya üstünden gidiş-dönüş olarak aldık. Dedik hem Bolonya’yı da gezmiş oluruz 🙂 Bolonya-Floransa arası ise hızlı trenle 35 dakikacık. Biz bileti son anda aldığımız için kişi başı 26 Euro ödedik. Şehre gelmeden önce ayarlarsanız fiyat çok daha uygun oluyor. Bolonya’yı ise size ayrı bir yazıda anlatacağım. Onu buraya hiç karıştırmıyorum. Kasım ayında Floransa’da kalacağımız 4 gece için Booking.com’dan Hotel Accademia’yı bulduk. Gecelik olarak kişi başı 180 TL civarı bir ücret ödedik. Yalnız uyarmalıyım ki o zaman daha Euro kuru 4 üstüne çıkmamıştı. Mutlaka merkeze yürüme mesafesinde bir otel tercih edin, çünkü her yürüyüşte şehre dair başka bir şey keşfediyorsunuz. Hoş Floransa’da zaten her yer yürüme mesafesinde, toplu taşımaya ihtiyaç duyan yok 🙂 (Oteli incelemek ya da rezervasyon yapmak için: https://www.booking.com/hotel/it/hotelaccademia.tr.html )

Kaynak: rometransfer.eu

Gezilecek yerleri anlatmadan önce Medici’ler kimdir, necidir bir üstünden geçelim 🙂 Arkadaşlar, bu Floransa var ya işte hep Medici’lerinmiş. Rönesans döneminin en zengin, bankacı ailesinden bahsediyoruz. Zenginlikleri sayesinde kentte söz sahibi olmaya başladılar, uyguladıkları vergi reformları ile kentin de sevgisini kazandılar, desteğini aldılar. Bir dönem Albizzi ailesi yüzünden sürgün edilseler de geri dönüp yeniden şehirdeki tek güç oldular. 1737 yılında ise ailenin Floransa üzerindeki etkinliği sona erdi. Bu ailenin Michalengelo ve Leonardo Da Vinci gibi ünlü ressamlara sahip çıktığını, sanatı ve bilimi desteklediğini unutmayalım 🙂

1.Eski Köprü – Ponte Vecchio

Floransa kentinin ortasından geçen, 996 yılında Arno nehrinin üstüne kurulmuş ve şehrin en önemli yapılarından biri olma özelliği taşıyan Ponte Vecchio yani Eski Köprü, 2.Dünya Savaşı’na ve sel baskınlarına rağmen şehrin ayakta kalabilen tek köprüsü olma özelliği taşıyor. Görmeye alışkın olduğunuz köprülere benzemeyen Ponte Vecchio aslında iki tarafında da yan yana evler (şimdi ise dükkân olarak kullanılıyorlar) bulunan bir sokak gibi. Bu dükkânların arasında yürürken zaman birden geçmişe doğru akıyor ve Rönesans yıllarına ışınlıyor. 2.Dünya Savaşı’nda Almanların Floransa’yı bombalarken Arno nehrinin üstündeki birçok köprüyü bombaladıkları fakat bu köprüye savaşta bile kıyamadıkları söylenir. Köprüden geçtikten sonra karşınıza çıkan ara sokaklarda akşam vakti bir şeyler içmek için çok tatlı kafelere rastlamanız mümkün.

 2.Floransa Katedrali – Duomo di Firenze

Kaynak: walkaboutflorence.com

Hayatımda şu ana kadar gördüğüm en muhteşem yapı! Nam-ı diğer Santa Maria Del Fiore Katedrali…  O kadar muhteşem ki gerçekliğine inanmadım ve maketinin yapıldığını düşünerek dibine kadar gidip dokundum. Gerçekliğine emin olduğumda ise nutkum tutuldu. Dakikalarca bu mimari harikası katedrale bakakaldım. Şehrin en ortasında, en ünlü meydanında karşınıza birden çıkan bu eşsiz yapı 13.yüzyılda inşa edilmiş. Kilise, vaftizhane ve çan kulesi olarak üçe ayrılıyor. Bileti gittiğinizde alabilirsiniz 🙂 İtalya’nın 3. en büyük kilisesi olarak geçiyor, artık boyutlarını siz düşünün! Katedralin kubbesi ise dünyada tuğladan yapılmış en büyük kubbe 🙂 Bu kilisenin içine dair söylemem gereken en önemli detay tavandaki fresklere Dante’nin İlahi Komedya’sının resmedilmiş olması. Bu katedral ve bulunduğu meydan o kadar görkemli, o kadar ihtişamlı ki insan kendini oraya mühürlemek istiyor.

3.Michelangelo Meydanı – Piazzale Michalengelo

Bu tepeye çıkıp da şehri izlerken Floransa’ya âşık olmamak elde değil. “İşte şehrim, güzel şehrim!” diye haykırmak istiyor insan 🙂 Arno nehrinin öte tarafında yer alan bu meydana Michelangelo Meydanı denmesinin sebebi ünlü ressamın Floransa’da en sevdiği ve en çok vakit geçirdiği meydan olma özelliği taşıması. Hatta öyle ki ünlü ressam birçok ünlü eseri için bu şehri izlerken ilhamlandığını söyler. Meydanın ortasında Michelangelo’nun ünlü David heykelinin aynı boyutlardaki replikası yer alıyor. Bu meydana dilerseniz yürüyerek, dilerseniz otobüs ile çıkabilirsiniz. Benim önerim bir kere gündüz gidin, bir kere de gece.

4.Cumhuriyet Meydanı – Piazza della Repubblica

Kaynak: http://kenkaminesky.com

İsminin tam Türkçesi Cumhuriyet Meydanı olan bu meydan şehrin en tatlı meydanlarından biri. Meydanın ortasında yer alan ışıl ışıl atlıkarınca görsel bir şölen oluştururken aynı zamanda bizim gibi koca koca insanların bile aklını çeliyor, çocuklar kadar şen hale getiriyor 🙂 Bu meydan geçmişte şehrin yönetim alanı ve şehrin merkezi olarak kullanılmış. Bu meydanda birçok kafe ve restoran bulunuyor, hatta adını unuttuğum bir restoranda canlı müzik var, canlı müzik olan tek restoran orası, burada bir akşam yemeğine ne dersiniz?

5.Eski Saray – Palazzo Vecchio

Kaynak: ivanrossifotografo.it

Birçok ünlü heykelin replikası ile dolu Signoria Meydanı’nın (Piazza Del Signoria) ortasında bulunan bu görkemli saraya girişimiz konusunda yine çok şanslıydık. Sarayın ziyaretine kapanmasına 15 dakika kala saraya geldik ve bilet satışı bitmişti! Gişedeki ablamıza o kadar tatlı konuştuk ki “Madem 15 dakika kaldı ben bileti ikinize de ücretsiz veriyorum, hadi hızlıca gezin tadını çıkarın!” dedi ve bizi kendine hayran bıraktı! Yine çok şanslıydık 🙂 13.yüzyılda inşa edilmiş ve görünüşü dışardan kaleye benzeyen bu saray önce belediye binası olarak kullanılmış, sonraysa Medici ailesinin evi haline gelmiş. Sarayın görkemine, içerisindeki sanat eserlerine inanamazsın, adeta her odasını ünlü bir ressam süslüyor! Sarayda görülmesi gereken en önemli ve görkemli yerse adını konseydeki kişi sayısından alan “Beş Yüzler Salonu” (Salone dei Cinquecento). Odanın süslemeleri Vasari tarafından yapılmış. İlginç bir hikâyesi de var 🙂 Michelangelo ve Leonardo da Vinci bu odada aynı tablodan birer tane yapmışlar ve kimin yaptığının daha güzel olduğunu yarıştırmışlar! Ben bu salona adım attığın anda nutkum tutuldu. Böyle görkemli bir odanın günümüzde hala belediye toplantılarının yapıldığı yer olarak kullanılması da çok hoş değil mi? Saraydan çıktığınızda sarayın hemen yanında deniz tanrısı olarak kabul eden Neptün’e adanmış Neptün Çeşmesi’ni (Fontana di Nettuno) göreceksiniz.

Kaynak: tuscanyprivatetour.com

Medici ailesi sahip oldukları soluk beyaz ten rengine çok takıntılı bir aileymiş. Kendi ten renklerini üstün gördükleri için bu rengin bozulmasını istemiyorlarmış. Sırf bu üstün ırk rengi bozulmasın diye çocukları doğdukları andan itibaren bu görkemli saraydan çıkarmamaya, güneşe maruz bırakmamaya başlamışlar ve bu sebeple çocuklar hep erken yaşta hayatını yitirmiş. D vitamini diyorum, önemli diyorum! Raşitizme pabuç bırakmaya ne gerek var, iki keselersiniz gelir ten renginiz geri 🙂

6.Uffizi Müzesi – Galleria degli Uffizi

Kaynak: tuscanyprivatetour.com

İsminin kelime anlamı ofis olan inanılmaz müze! Eğer siz de sanat tarihine benim kadar meraklıysanız bu müzede gerçekten kendinizi kaybetmeniz mümkün. Sanata oldukça önem veren Medici ailesi tarafından yapılan bu ofis zamanla Medici ailesinin sanat koleksiyonunun sergilendiği bir yer haline gelmiş. Müzenin meydanına girdiğinizde sağınızda solunuzda ünlü filozofların ve ressamların heykellerini göreceksiniz. Ben Leonardo Da Vinci heykelinin önünde fotoğraf çekildim 🙂 Sizin tercihiniz kim? Biletinizi online olarak satın almanızı öneririm, burası çok büyük bir müze, gününüzün yarısını buraya ayıracağınızı unutmayın. Her saniyesine değer. (Bilet almak için: http://www.uffizi.com/online-ticket-booking-uffizi-gallery.asp ) Bilet ücreti sesli anlatım cihazı (audio guide) ile 30 Euro. Audio guide ile gezmenizi öneririm çünkü çok fazla eser var. Müzenin içerisinde Boticelli’nin Venüs’ün Doğuşu tablosundan, Andrea Del Sarto’nun Madonna’sına kadar birçok ünlü tablo yer alıyor. Eğer Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna isimli kitabını okuduysanız işte Andrea Del Sarto’nun Madonna’sı oradaki Madonna 🙂 Müzenin Pazartesi günleri kapalı olduğunu unutmayın.

 7.Accademia Müzesi – Galleria dell’Accademia

1784 yılında kurulmuş sanat galerisinde şu anda Michalengelo’nun en bilinen eseri olan 5 metre boyundaki Davud heykelinin gerçeğinin sergileniyor. Michelangelo bu heykeli 4 yılda bitirmiş. Ben bir heykele verilebilecek bu kadar detay olduğuna inanamadım. Parmak boğumlarına, tırnak kenarındaki çizgilere, damarlara kadar en ufak ayrıntıyı bile düşünmüş. Önceden Piazza della Signoria’da sergilenen bu heykel korunması amacıyla bu galeriye taşınmış. Tabi ki bu müzeye de girmeden önce önden bilet almanız gerekiyor. Bilet almak için: https://webshop.b-ticket.com/webshop/webticket/eventlist?language=en&production=4&tokenName=CSRFTOKEN#

8.Yeni Saray – Palazzo Pitti

Kaynak: palazzo-ruspoli-florence.com

Medici ailesinin Eski Saray’dan sonra taşındıkları bu devasa saray Arno nehrinin diğer tarafında bulunuyor. Rönesans ve Barok dönem eserleri içeren bu sarayda yine Medici ailesi şıklığını konuşturmuş. Sarayın içinde 5 önemli müze ve bir sanat galerisi bulunuyor: Palatine Galerisi, Kral Daireleri, Porselen Müzesi, Kostüm Galerisi ve Modern Sanat Galerisi. Giriş bileti için ödenmesi gereken ücret 20 Euro. Bilet almak için: http://www.polomuseale.firenze.it/en/musei/pitti.php?m=palazzopitti Pitti sarayını gezdikten sonra hemen arkasındaki Boboli Bahçeleri’ni gezmeniz önerilir. Biz gezemedik, şansımıza kapalıydı 🙁 Bahçe içerisinde 16.yüzyılda yapılmış heykeller bulunmaktaymış. Sırf yeşilliği için bile ziyaret etmeye değer bence.

Kaynak: museumsinflorence.com

Şehri anlatmayı size üç önemli öneriyi vermeden bitiremem! Sonuçta midemizi sadece tarih ve sanat ile dolduramayız değil mi? 🙂

  • Makarna Önerisi: Açıklıyorum! Hayatımda yediğim en güzel makarnayı Trattoria 13 Gobbi’de yedim. Bir kere yedim yetmedi, gittim ikinci kere de yedim! Ki huyum değildir bilmediğim bir şehirde aynı restorana ikinci kez gitmek… Mutlaka gidin, yiyin ve yedirin! Rigatoni 13 Gobbi isimli makarnalarını yedikten sonraki teşekkürlerinizi şimdiden duyar gibiyim 🙂

  • Pizza Önerisi: Floransa’da yediğim en güzel pizzayı Michelangelo Meydanı’na çıkan yokuşun başında bulunan Bastioni di San Nicolo’da yedim. Siesta vakti çalışmaya devam eden nadir restoranlardan olur kendisi. Pizzanızın tadına varırken ev şaraplarını denemeyi unutmayın.

  • Dondurma Önerisi: Gelato Amorino! Roma, Prag, Londra, Barselona gibi birçok şehirde şubesi bulunan bu müthiş İtalyan dondurmacının dondurmasını yemeden dönmeyin 🙂 O kadar çok çeşidi var ki hangisini yeseniz aklınız diğerinde kalıyor. Bence midenizde 4-5 top yiyecek yer bırakın bu dondurmaya.

  • Alışveriş Önerisi: Eğer siz de Pandora bilekliklere benim kadar düşkünseniz muhteşem bir önerim var. Tedora Charms isimli İtalyan markası Pandora bilekliklere uyumlu inanılmaz güzel gümüş charmlar üretiyor. Hatta İtalya’daki her şehre dair bir charm bulabilirsiniz! 🙂 Ben Floransa ve Roma için charmlarımı onlardan aldım bile! Bu arada uluslararası gönderim de yapıyorlar eticaret sayfalarından. Hemen göz atmak isterseniz: tedoracharms.com Fiyatları da Pandora’dan daha uygun 🙂

Anlayacağınız Medici’lerden bir ben kaldım, bir de siz! Floransa’da yaşar mısın derseniz, evet yaşarım, zevkle, huzurla yaşarım. Sevgili Floransa elbet bir gün buluşacağız, bu böyle yarım kalmayacak… Acaba bir sonraki rotam neresi? Biletleriniz indirimli, leylekleriniz de hep havada olsun!

“İtalya Başka, Floransa Bambaşka” için bir cevap

Bir Cevap Yazın